Neden Her Şeyi İngilizceye Çeviremeyiz?

You can’t translate everything into English, ya da tam tersi You can’t translate everything into your own language. Yani şair demek istiyor ki; “Her şeyi çeviremezsiniz.” Ne kendi dilinize her şeyi birebir aktarabilirsiniz, ne de İngilizce’ye. Çünkü olması gereken bu değildir. Film çevirilerine bakarak bunu daha net anlayabiliriz. Çünkü birebir çeviri yaparsak gerçekten çok saçma bir anlam çıkabiliyor. Bu yüzden çeviri “culturally appropriate” yani kültürel olarak uyumlu bir şekilde yapılmalıdır.

Eternal Sunshine of The Spotless Mind filmi Türkçe’ye “Sil Baştan” olarak geçmiştir. Çünkü Spotless Mind, mental paklığı temsil etmek için söylenmiştir. Spotless “kusursuz, temiz” demektir. Temiz aklın sonsuz günışığı çok saçma olacağı için “Sil Baştan” çevirisi daha uygun görülmüştür.

Bir diğer film de Shawshank Redemption. Bu bir hapishane filmi ve hapishanenin adı Shawshank. Redemption ise “günahlarından arınma, kefaret” demek. Yani bu hapishaneye gidip bir bedel ödendiği ifade ediliyor. Türkçe’ye ise bu film “Esaretin Bedeli” ismi ile çevrilmiştir. Çünkü Türkçe’de bedel kelimesi bir “kefaret” ifadesi olarak kullanılabilir ve esaret Shawshank ismine oranla çok daha vurucu bir kelimedir.

Tüm bunları göz önünde bulundurarak kafamızda çeviri yapma işini biraz hafifletmeliyiz. Bazı Türkçe ifadelerin İngilizce’de karşılığı yoktur. İngilizler birbirine “kolay gelsin” demezler mesela. Bunun yerine bir İngiliz diğer komşusuna yaptığı işe yorum yaparak selam verir.

Eğer komşunuz evinin önünde bahçesini buduyorsa “Doing some gardening, eh?” der. Yani “Bahçe buduyorsun he?“ ifadesini kullanır. Bu da senin yaptığın işi görüyorum, seni önemsiyorum demenin bir başka yoludur.

Kimse kimseye “take it easy” demez. Bu Türkçe’de düşünülenin aksine yanlış anlaşılabilir. Çünkü “çok kasma” gibi bir anlam ortaya çıkabilir. Çünkü take it easy, sakin ol demektir.

Sürekli olarak kendi dilimizde düşünmek bizi yavaşlatır. Bir diyalog örneği düşünelim.

Mert bir toplantıda İngiliz müşterileriyle konuşacaktır. İngiliz müşteri ona bir soru sorar. Soru onun satacağı ürünle alakalıdır. Mert cevabı biliyordur, bu konuyla alakalı tüm kelimelere İngilizce’de hakimdir.

Ancak onun beyni bir anda durur.

İlk olarak soruyu İngilizce duyar. Sonrasında onun beyni otomatik olarak bu soruyu Türkçe’ye çevirir. Sonrasında kafasındaki mükemmel yanıtı Türkçe düşünür. Ardından bu yanıtı İngilizce’ye aktarmaya çalışır ve gramerinin doğru olup olmadığını aklından geçirir. Ağzını açar ve konuşmaya başlar ancak aradan tam 10 saniye geçmiştir! O zamana kadar yabancı müşteri Mert’in özgüveninin olmadığını veya onun sorusunu anlamadığını düşünmüştür bile.

Toplantı devam eder ve Mert sessizleşir…


Bu durum maalesef size tanıdık gelebilir. Bu durum gerçekten insan psikolojisini zorlayan bir durum fakat bir çözümü var.

Mert gibi olmak istemiyorsak ne yapmalıyız?

İngilizce’de sık sık kullanılan kalıplara, yani “chunk” denen konuşma ifadelerine çalışmalıyız. Bunlara çalışmanın en kolay yolu bol bol dizi izlemek ve günlük konuşma kalıplarını tekrar etmektir.

Bunun için takip edebileceğimiz sayfalar da var. Fakat biz size birkaç tane örnek verelim. Hatta bir sonraki içeriğimiz bunlarla alakalı olsun ne dersiniz? Buraya da linkini bırakalım ki, tıklayın okuyun ve not alın. Yazı bu deneyimi daha kalıcı kılabilir.

Söz uçar, yazı kalır.

Chunk kalıplarının amacı aslında beynimize “Comprehensible Input”, yani anlamlı veri yüklemek. Anlamlı veri şu oluyor.

Mesela “take” kelimesi tek başına sadece almak anlamına geliyor ve bunun tek başına aklımızda yer etmesi gerçekten çok güç.

Fakat take kelimesinin yanına anlamını değiştirecek birkaç kelime yerleştirdikten sonra o bambaşka anlamlar kazanıyor. Bunları bir de cümlede kullanınca her şey yerine oturuyor. Kısaca örnekleyelim. Birkaç örnek de siz yapın bakalım.

-Take responsibility: sorumluluk almak

I take responsibility at work every day. - Ben iş yerinde her gün sorumluluk alırım.

-Take precaution: önlem almak

You must take precaution because it’s dangerous. - Sen önlem almalısın çünkü o (yaptığın iş) tehlikeli.

-Take a shower: duş almak

I never take a shower in the morning. - Ben asla sabah duş almam.

Bu cümleleri İngilizce’ye siz aktarın olur mu? Sonrasında yapay zeka araçlarıyla test edebilirsiniz.

Take a pill: ilaç almak - Ben bugün hastayım bu yüzden ilaç alacağım.

Take a risk: risk almak - Eğer(If) başarılı olmak istiyorsan, sen risk almalısın.

Take ten: on dakikalık mola almak - Biz çok yorulduk, on dakikalık mola almalıyız.



Next
Next

Çocuklar İngilizce Öğrenirken Ekranları Etkili Kullanmak