Ed Sheeran’ın Filistin ile İlgili Söylediklerini Çevirelim
Ed Sheeran’ın birlikte çalıştığı menajerlik firması, Filistin üzerine konuşmaktan çekinmeyen rapçi Macklemore ile çalışmak istemediğini belirtti. Bunun üzerine Macklemore Ed Sheeran’ın Amerika turnesinden çıkarıldığını ve Filistin konusunda konuşmaya devam edeceğini tekrar belirtti. Bunun ardından Ed Sheeran’ın yıllardır birlikte çalıştığı İrlandalı müzik grubu Beoga da turneden ayrıldığını ifade etti. Beoga müzik grubu belki de hayatlarında ilk defa elde edecekleri fırsatı tepmeyi tercih etti. Böylesine büyük bir stadyumda Loop müzik festivalinde çalmaktan vazgeçtiklerini açıkladı.
Ed Sheeran tüm yaşananlar üzerine “tarafsız” tutumunu sergileyebilmek için birkaç hikaye paylaşımında bulundu. Paylaşımlarının aslını ve Türkçe karşılıklarını sizlerle paylaşıyoruz. Hem magazini takip edelim, hem İngilizce’den geri kalmayalım.
Paylaşım içerisinde önemli kalıp ve kelimelere ayrıca değineceğiz, dikkatle okuyunuz :)
İsrail ve Filistin arasındaki çatışmadan dolayı dehşete düşmüş durumdayım. Her iki tarafa da yaşatılan acı tam bir insanlık trajedisidir.
Macklemore geçen yıl turneme katılmak istedi ve ben de kabul ettim; çünkü ona bir sanatçı olarak saygı duyuyorum.
Ön grup olarak sahne alan tüm sanatçılarda olduğu gibi, onun da kendi seçtiği şarkı listesiyle sahne almasını kabul ediyorum.
appalled by: korkmuş olmak, dehşete düşmüş olmak
suffering: acı çekme
both sides: iki taraf
across the world: dünya çapında
immeasurable: ölçülemez
Macklemore'un New Jersey'deki konserlerimde sergilediği performansların ardından, yaklaşan turne tarihlerimdeki mekanlar, kendisinin bana eşlik etmeye devam etmesi halinde konserleri iptal edeceklerini bildirdiler. Bu tutumun, söylenen her şeyden ziyade, Macklemore'un performansı sırasında mesajının bir kısmını ifade ediş biçiminden kaynaklandığı bana iletildi. Bir uzlaşma zemini oluşturabilmek amacıyla hafta boyunca ilgili mekan yetkilileriyle uzun uzadıya görüştüm; bu kişiler arasında Robert Kraft da vardı. Ayrıca, herkesi memnun edecek ortak bir çözüm bulmak için hem organizatörlerle hem de her iki taraftan aktivistlerle doğrudan görüşmeler yürüttüm; ancak mekanların ve organizatörün kararı kesindi.
venue: mekan, sahne alanı
upcoming: yaklaşan
pull normalde çekmek fakat pull the show: gösteriyi iptal etmek, yayından kaldırmak
based on: -e dayalı -e bağlı
convey a message: bir mesajı iletmek
rather than: den ziyade
at length: uzun uzadıya, enine boyuna
involved in: dahil olmak
Macklemore'un turneden ayrılması organizatörün kararıydı, benim değil. Macklemore'un turne sözleşmesi benimle değil, organizatörle yapılmıştı.
Planlarını yapmış olan hayranları asla yarı yolda bırakmazdım; keza iş ve geçim kaynağı olarak bana bel bağlayan turne ekibini, diğer destek sanatçılarını ve müzisyenleri de asla yüzüstü bırakmazdım.
come off tour: turdan çıkmak
decision: karar
promoter: organizatör
let down: hayal kırıklığına uğratmak
abandon: terk etmek
rely on: güvenmek
Platformumu ve müziğimi her zaman farklı geçmişlerden ve kültürlerden insanları bir araya getirmek için kullandım; bu durum asla değişmeyecek. Konserlerimden birine katılanlar bilirler ki bu etkinlikler birlik, neşe, gündelik hayatın sıkıntılarından uzaklaşma ve herkesin kendini hoş karşılanmış hissettiği bir ortam yaratma amacı taşır.
Yaşananlara ortak olmuş değilim. Bu yıkıcı çatışmaya dair kişisel görüşlerim var. Kamuoyu önünde konuşmamayı tercih etmem, bu görüşlere sahip olmadığım veya konuyu önemsemediğim anlamına gelmez; aynı şekilde, çeşitli amaçları kendi kişisel yöntemlerimle desteklemediğim anlamına da gelmez.
background: altyapı, sosyal çevre
escapism: gerçekten kaçış
Mesleki platformumu siyaset için kullanmamamın bir nedeni var: İzleyici kitlem, her kesimden genci ve çoğunlukla çocukları kapsıyor. Gösterilerime gelenler, siyasi bir tartışma ortamıyla karşılaşmayı beklemiyor. Macklemore'un inandığı değerleri savunma ve bunları yüksek sesle dile getirme konusundaki kararlılığına saygı duyuyorum. Ancak, aynı amaca —yani barışa— ulaşmak için izlenebilecek farklı yollar da mevcuttur. Ben; şöhretimi ve platformumu bir güven ve sığınak ortamı oluşturmak, diplomasiyi sürdürmek ve diyalog kapılarını açık tutmak için kullanmayı tercih ediyorum. Eğer tek odağımız en yüksek sesle bağırmak olursa, hiçbir şey değişmez. Değişimin savunucusu olmanın farklı yolları vardır.
audience:kitle
expect: beklemek
approach: yaklaşım
sanctuary: sığınak
maintain diplomacy: diplomasiyi sürdürmek
keep conversations open: iletişimi sürdürmek, diyaloğu açık tutmak
Bu haftayı köprüler kurmaya ve bir çözüm bulmaya çalışarak geçirdim; ne yazık ki bunu başaramadım. Hem bir birey hem de bir sanatçı olarak kim olduğumu biliyorum; kalbimi bilenler, değerlerimi de bilirler.
build bridges: köprüler oluşturmak (arabuluculuk)
find a solution : çözüm bulmak
values: değerler

