Utangaç Biri Nasıl İngilizce Konuşur?

Bu içerik Duolingo’nun “How do I practice my languaga as an introvert?” içeriğinden esinlenilerek hazırlanmıştır. Bir İngilizce öğretmeni olarak kendi yorumlarımı da katacağım tabii ki.

Eğer İngilizce öğreniyorsanız ve gerçekten içe kapanık biri iseniz, yabancılarla İngilizce konuşurken güçlük yaşayabilirsiniz ve bu çok doğal bir süreç. Sadece sizin başınıza gelmediğinden emin olabilirsiniz. Ayrıca çok ilginçtir ki; bir insan kendi dilinde çok sosyal biri iken yabancı dilde kendine güvenmediği için içine kapanık gibi görünebilir. 5 dil bilen biri olarak ben Almanca konuşurken gerçekten utanıyorum çünkü telaffuzumun iyi olduğuna bir türlü inanamıyorum. Bu konuşmama engel mi? Tabii ki hayır. Kötü telaffuzum ile Almanların kulaklarını kanatmaya devam edeceğim :)

Yabancı Dil Konuşmak İçe Kapanık İnsanlar İçin Neden Bu Kadar Zor?

Grup derslerini zor bulabilirsiniz. Diğer insanlarla aynı ortamda bulunduğunuzda konuşmaktan çekinebilirsiniz ve sadece bu yüzden yapay zeka araçları size daha çekici geliyor olabilir fakat doğal bir iletişimin yerini hiçbir şey tutmaz, tutmayacak da.

İşte tam da bu yüzden bu faydalı olduğunu düşündüğümüz listeyi hazırladık. İçe kapanık insanlar nasıl İngilizce öğrenebilir? Nasıl İngilizce konuşabilir? Sizinle paylaşıyoruz…

Kelime ile başla (start with the vocabulary, the rest will come)

Sadece farklı bir dil konuşulacağının aklımızda tekrar tekrar dönmesi bile bizi oldukça gerebilir ve sıkıntıya sokabilir. Bunun için öncelikle sağlam bir kelime altyapısı hazırlamak önemlidir. Çünkü cümle kuracağımız kelimeleri bildiğimizin bilincinde olmak bize ilginç bir özgüven verebilir. İlginç diyoruz çünkü normalde söylemekten çekineceğimiz şeyleri “bilme” özgüveni ile dile getirebilir, telaffuz edebiliriz. Gramer altyapınız iyi olmasa bile sadece kelimeler ile cevap verebileceğiniz, tepki vereceğiniz onlarca ortam olacaktır.

Bunun için dizilerde, filmlerde, kitaplarda, animelerde, mangalarda, reklam panolarında, araştırma makalelerinde, çocuk kitaplarında gördüğümüz bütün kelimeleri araştırmalıyız. Sözlük kullanma alışkanlığı ve merak duygumuzun sürekli aktif tutulması dil öğrenimi için çok önemlidir.

Ayrıca günlük yaşamda kullanabileceğimiz kalıpları da günlük olarak tekrar edebilir, bu collocationları ve chunkları kullanmak için çaba sarfedebiliriz. Collocation iki veya daha fazla kelimenin birlikte anlam ifade etmesiyle oluşan kelimeler.

make + mistake = make a mistake (normalde iki farklı anlam ifade eden kelime birleşince hata yapmak oldu)

fast + food = fast food ( bir sıfat ve bir isim birleşti ve bir isim tamlaması oluştu )

heavy + rain (heavy rain )

Bunların çok faydalı olduğunu biliyoruz ve bu yüzden bir sonraki içeriğimiz collocation ile alakalı olacak. Günlük hayatta en çok kullanılanları sizinle paylaşacağız.

Özetle seviyeniz A1-A2 civarlarında ise kelime çalışın, onları öğrenmek için cümle kurmaya çalışın ve bu kelime ile birlikte kullanılan collocation ifadelerini bulmaya çalışın.

Araştırma yapmak için yapay zeka aracınıza “Hey chat, bana get ile en sık kullanılan collocationları söyler misin ve bunlarla birer tane cümle kurar mısın? Cümleleri hem Türkçe hem de İngilizce kur lütfen, tamamen anlamak istiyorum. “ diyebilirsiniz.

Eğer B1-B2 veya daha da üstün seviyelerdeyseniz konuşmanızı daha akıcı hale getirecek “connector” ifadelerine çalışabilirsiniz. Bunların bir diğer adı “conjunctions” yani iki farklı cümle parçasını birleştiren “bağlaç” ifadeleri. And, but, however, also, in addition to bunlara örnek olabilir.

Furthermore, daha da doğal bir konuşma deneyimi için “interjections” çalışabilirsiniz. Bunlar İngilizce’deki ünlem, duygu ifadeleri. “Oh my, wow, ouch, Alright, oh no, whoops” bunlara örnek olarak verilebilir.

YAZ, YAZ VE YİNE YAZ.

You see how we write this heading? BIG! Because it’s very important. Note it.

Gördüğünüz gibi kocaman yazdık, çünkü çok önemli. Konuşmaya başlamanın ilk adımı aslında yazmaktır çünkü ilkokulda hepimiz yazmakla başlarız ve sunumlar yaşımız ilerledikçe artar. Gelişim süreci böyledir. Her şeyi yazabilirsiniz ve kimseye okutmak zorunda değilsiniz. Ancak istiyorsanız yapay zeka araçlarına hatalarınızı kontrol ettirebilirsiniz. Size gramer nazi bir uygulama önerelim. Quillbot. Bu uygulama size hatalarınızı ve onların doğru versiyonlarını gösterecek. Yazı yazmak bir dilde gelişmek için müthiş bir öneme sahip çünkü tam anlamıyla düşe kalka öğrenmenin dildeki versiyonu budur. Hata yaparız ve hatalarımızdan ders çıkarırız. Size ayrıca öğrendiğiniz kelimeleri pratik etme fırsatı da sunar bu deneyim.

A1-A2 seviyelerinde iseniz, basit ve kısa cümlelerle başlayın ve kendinizi kısa paragraflar ile ifade etmeye çalışın. Kendinizi tanıtan, çevrenizi tanıtan, gününüzü anlatan basit ve çok karmaşık gramer ifadeleri bulunmayan içerikler yazabilirsiniz.

B1-B2 seviyeleri ve üzerindeyseniz bir köşe yazısından tutun, IELTS ve TOEFL gibi sınavlarda sıkça sorulan konu başlıklarına bile göz atabilirsiniz. Somut konuların yanı sıra soyut ve felsefik konulara da değinebilirsiniz. Düşüncelerinizi İngilizce’de ifade etmeye çalışmak, benzetmeler kullanmak, edilgen kalıplar kullanmak ve birleşik, uzun cümleler kullanmak sizin için faydalı olacaktır.

Kendinle Konuş veya Video Çek

Yapmak istediğin deliliğe sen karar ver. Ya ayna karşısında konuşacaksın, ya da kamera karşısında. Ancak emin ol ikisi de senin için faydalı olacak. Video çekerken İngilizce konuşmak gerçekten çok zor bir şey. Bu durum akıcı İngilizce konuşabilenler için bile geçer. Seviyenize göre yaptığın konuşmaları çeşitlendirebilirsiniz.

A1-A2 seviyelerindeyseniz günlük olarak neler yaptığınızı, nasıl hissettiğinizi bir vlog videosuna konuşur gibi anlatabilirsiniz. Planlarınızdan bahsedebilirsiniz.

B1-B2 seviyelerindeyseniz daha karmaşık bir konsepti veya konuyu baz alarak konuşabilirsiniz. Dünya gündemini sarsan bir olay hakkında konuşabilirsiniz mesela. Bir futbol maçı hakkında tıpkı Türkçe’de yaptığınız gibi detaylı yorum yapmaya çalışabilirsiniz. Derdinizi anlatabilir veya kararlarınızdan bahsedebilirsiniz. Bir konu üzerine sunum yapmaya çalışabilir, bilimsel veya tarihi bir konu üzerine tanıtım yapabilirsiniz.

İlginç bir şekilde şunu da yapabilirsiniz. Telefonda birisiyle bir konu üzerine konuşuyormuş gibi davranarak kendinizi kayıt altına alabilir ve diyalog halindeyken nasıl göründüğünüzü veya sesinizin nasıl olduğunu inceleyebilirsiniz. Sonuçları size komik gelebilir fakat yaşayacağınız ilk telefon deneyiminden önce bunu canlandırmak size avantaj sağlayabilir.

Gölgeleme Tekniğini Kullan

Eğer konuşacak kimseniz yoksa, taklit edin. Eğer konuşmaktan çekiniyorsanız başkalarını kopyalayın. Kopyalayacağınız konuşmacının seviyenize uygun bir diyaloğu olmasına dikkat edin. Size çok zor gelen uzun ve karmaşık cümleleri tekrar etmektense, seviyenize uygun diyalogları kopyalamaya çalışın.

Bu içeriği yazan İngilizce öğretmeni olarak ben, ilk olarak buna “How I met your mother” dizisiyle başladım. Barney Stinson adlı karakterin diyalogları bana hep komik geldiği için onu seçtim ve taklit etmeye başladım. Onun mimiklerine odaklandım, intonasyonuna odaklandım, artikülasyonuna odaklandım. Sesini nerede yükseltip, nerede alçalttığına kadar kopyaladım. Tıpkı bir bebeğin ebeveynini taklit ederek anne demesi gibi, ben de İngilizce konuşma deneyimime bu şekilde başladım.
Bu bana nasıl bir fayda sağladı? Hiç yorulmadan, stres çekmeden Amerikan aksanı öğrendim ve telaffuzum hiç beklemediğim kadar iyileşti. Sadece İngilizce konuşulan bir ofiste çalıştığım dönemde İngilizcemden dolayı Türk olduğuma inanılmıyordu. Sen Amerikalı gibi konuşuyorsun deniyordu. Bu tamamen “shadowing” sayesinde, gölgeleme tekniği benim en iyi öğretmenim oldu. Bu sayede sayısız kalıp öğrendim ve telaffuzum düzeldi, akıcı konuşmaya başladım.

Yapay Zekanın Meyvelerini Ye

Yapay zeka bizim için bir kolaylaştırıcı olmalı, tembelleştirici değil. Burası çok önemli.

Duolingo’nun MAX özelliğini açtığınızda yapay zeka asistanı sizinle belirli konularda diyalog yapabiliyor ve size destek sağlayabiliyor.

ChatGPT Pro üniversite öğrencileri için ücretsiz fakat basic versiyonu ile bile gayet yeterli bir diyalog yaşayabilirsiniz. Chatbot’a seviyenizi ve İngilizcenizi geliştirmek istediğinizi söyleyin ve size diyalog gerçekleştirmeniz için soru sormasını söyleyin. Zaten yapay zeka sizi yönlendirecektir. Bu konuda şu dönemde en iyisi Chatgpt ve Gemini (ücretsiz olarak) fakat kesenin ağzını açarsanız Praktika, Glite, Call Annie gibi uygulamaları da deneyebilirsiniz.

Eğer A1-A2 seviyelerindeyseniz hobileriniz, işiniz, hayatınız, günlük yaşantınız, aileniz, sevdikleriniz gibi basit konular üzerinde konuşabilirsiniz. Seviyeniz B1-B2 seviyeleri ve üzerindeyse bu uygulamaların görüntülü konuşma seçeneği ile hayatınızdaki hedefleriniz, başarılarınız, dertleriniz, gelecek planlarınız, yaşadığınız olaylar veya travmalar hakkında konuşabilirsiniz. Çok daha karmaşık konuların konuşulabileceğini de bilin. Glite yapay zeka uygulaması bu konuda çok iyidir. “Antiretroviral” denen HIV’i tedavi etmek için kullanılan bu illaçların neden bu kadar pahalı ve erişilemez olduğu ile alakalı sohbet ettiğimi hatırlıyorum ve gerçekten zorlanmıştım. Patentler, formüller, tekelcilik gibi terimleri İngilizceye aktarmaya çalışırken epey zorlanmıştım fakat uygulama bana bu terimleri tekrar tekrar vurgulayarak öğretti.

Eğer içe kapanık biriyseniz başlangıç deneyiminiz için aklımıza gelen tüm sihirli dokunuşları sizinle paylaştık. Eğer sorularınız varsa bize web sitemiz veya sosyal medya hesabımız üzerinden ulaşabilirsiniz. :)

Previous
Previous

Çocuklar İngilizce Öğrenirken Ekranları Etkili Kullanmak

Next
Next

Ed Sheeran’ın Filistin ile İlgili Söylediklerini Çevirelim