Çocuklara nasıl İngilizce öğretiriz?

 

Çocuklar sürekli oyun dünyasındadır. Bu yüzden çocuklar için sıkıcı dersler, yazılar, ödevler bir anlam ifade etmeyebilir. Onlar için İngilizce’nin daha eğlenceli aktarılması gerekir. Bu içerikte özel ders almadan, kendi çabalarınızla çocuğunuzun nasıl İngilizce öğrenebileceğinden bahsedeceğiz.

 
 

Endişelenmeyin. Çocuklar bizden daha hızlı dil öğrenme kabiliyetlerine sahipler. Çünkü ergenlikte, 13-14 yaşlarında gelen “critical age” dediğimiz evreye gelene kadar dil öğrenimi daha hızlıdır. Sonrasında maalesef bu işlem yavaşlar. İnsanların hayatlarındaki sorumluluklar arttıkça, gelişim hızlandıkça beynin dile odaklanma kapasitesi azalır. O yüzden çocukken öğretmek daha doğrudur.

Bu süreçte geçeceğiniz bazı yollar olduğunu, sürecin evrensel ve doğal akışında ilerlediğini bilin. Örneğin “Sessiz Dönem” dediğimiz dönemde çocuğunuz beden dilinizle de desteklediğiniz temel komutları anlayabilecek ve kendini ifade edemeyecektir ve bu çok normal. Dolayısıyla başlarken, deneyimi basit tutun.

Peki bununla ne demek istiyoruz? Mesele şu ki, her şeyde olduğu gibi dil öğrenme de bir deneyim sürecidir ve ne kadar basit olursa çocuğunuzun öğrenmeye karşı ısınması da bir o kadar yüksek bir ihtimaldir. Yeni başlayan çocuğunuza kısa yönlendirmeler yapmak, örneğin emir cümlesi dediğimiz sadece komut barındıran yapılarla konuşmak başlarda her iki taraf için de motive artırıcı olacaktır. O kolayca anlayacak, onun anladığını görmek sizi mutlu edecek. “Basit İngilizce” diye gerçekten boşuna demiyoruz. :)

Basit cümlelerinizi ona söylerken görsel kullanın. Örneğin onun oyuncaklarını olaya dahil etmek işi oldukça renklendirecektir. Mesela elinizde kırmızı bir araba, biraz uzakta sarı bir araba olsun. “It’s a red car. And that’s a yellow car. Bring me the yellow car. Put the red car away.” gibi bir planı daha küçük parçalara da bölerek 10 dakika kadar oyun oynayabilir, sonrasında araba resimleri boyayabilir, boyadığınız resimleri buzdolabına asarken “Now, let’s stick them.” gibi yeni bir kalıbı da öğretebilir, devamında odaya dönüp kırmızı ve sarı olan bütün eşyaları bulmak gibi bir avcılık oyunu oynayabilirsiniz.

Evinizin biraz daha dağılmasını sağlayacak bir diğer önerimizse şu: Merak unsurunu kullanın. Çocuğunuzun bakışlarını bir noktaya çevirebiliyorsanız, onun dikkatini kazanmışsınız demektir. Dikkatini verebilen bir insanın, kaç yaşında olursa olsun, öğrenme yolculuğunda artı puanı olduğu aşikâr. Bunu nasıl sağlayabilirsiniz peki? Oynadığınız oyunlara kapalı bir kutu ekleyebilirsiniz. “Open the box. A-a! What’s that?” Saklambaç oyununu oyuncaklara oynatabilirsiniz. “Where is the teddy bear? Let’s find it.” Yine bir büyüteç ve ölçeği değiştirilmiş bir çıktı, ona birkaç dakika boyunca verdiğiniz komutları kağıt üzerinde aratacaktır.

Yorucu bir dedektiflik oyunundan sonra gerçek bir eğlence iyi gider. Komik danslar ederek bol kahkaha atarak İngilizce şarkılar dinleyin. Bu, ona o an bir eğlence gibi gelse de sık sık tekrar edeceğiniz bu aktivite zamanla şarkıları ezberlemesini sağlayacak, telaffuz çalışmalarına, kelime öğrenimine ve hatta cümle kurma becerisine o farkına bile varmadan büyük katkı sağlayacaktır.

Bitirmeden, size bir şey hatırlatmak istiyoruz. Evet, bu bir tavsiye değil.

Lütfen unutmayın, siz bir öğretmen değil, ebeveynsiniz. Çocuğunuz bu dili konuşur hale gelmeden evvel bol bol hata yapacak. Özellikle adına Erken Üretim dediğimiz dönemde sık sık dilbilgisi hataları görürüz. Çocuğunuz hata yaptığında onun hatalarını düzeltmek konusunda acele etmeyin. Yanlış öğrenmenin yerleşmesi hepimizin çekindiği bir şey, evet ama hata yapmak bu işin doğal bir parçası. Siz doğru yapıları konuşarak, örnek olarak, onun doğru dille çevrelenmesini sağlayarak, kısacası emek vererek ve sabrederek onun gelişmesini izlemeli, bu yolculukta yer yer ona katılmalı ama aslında onun en büyük şahidi olmalısınız.

 
Previous
Previous

Galatasaray-Liverpool maçı üzerinden İngilizce Öğrenelim

Next
Next

İngilizce’deki Selamlaşmalar (Greetings)